Şaika'nın Sitesine Hoşgeldiniz
- ÇATALHÜYÜK-CATAL HUYUK / ÇUMRA/KONYA

ÇATALHÜYÜK  - CATAL HUYUK  / ÇUMRA - KONYA

The Neolithic site of Çatalhöyük was first discovered in the late 1950s and excavated by James Mellaart between 1961 and 1965. The site rapidly became famous internationally due to the large size and dense occupation of the settlement, as well as the spectacular wall paintings and other art that was uncovered inside the houses.

Since 1993 an international team of archaeologists, led by Ian Hodder, has been carrying out new excavations and research, in order to shed more light on the people that inhabited the site.

Çatalhüyük, Güney Anadolu'da, M.Ö. 7500 yıllarına dayanan, çok geniş bir Cilalı Taş ve Bakır devri yerleşimidir. Muhtemelen, bugüne kadar bulunmuş en eski ve en gelişmiş Cilalı Taş Devri yerleşim merkezidir. 1958 yılında James Mellaart tarafından keşfedilmiş, ilk kazıları 1961-1963 ve 1965 yıllarında yapılmıştır. Şu anda Ian Hodder tarafından kazılmaktadır.Günümüz Konya Şehri'nin güneydoğusunda, Hasandağı'nın yaklaşık olarak 136 kilometre uzağında, Konya Ovası'na hakim buğdaylık arazide bulunmaktadir.Doğu yerleşimini, en son Cilalı Taş Devri sırasında ovadan 20 metre yüksekliğe kadar ulaşan bir yerleşim birimi oluşturmaktadır. Ayrıca, batıya doğru da ufak bir yerleşim birimi ve birkaç yüz metre doğuya doğru da bir Bizans yerleşimi bulunmaktadır.Tarih öncesi yerleşim birimleri Gümüş Çağı'ndan önce terk edilmiştir. Bir zamanlar iki yerleşim birimi arasında Çarşamba Nehri'nin bir kanalı akmaktadır, ve yerleşim birimleri, ilk tarım zamanlarında elverişli sayılabilecek alüvyonlu toprak üzerine kurulmuştur. Evlerin girişleri üst kısımlarında bulunmaktadır. Kaynak: tr.wikipedia.org/

Çatalhüyük giriş                                Örnek bir Çatalhüyük evi

Çatalhüyük evinin içten görünümü      Kazı alanının dıştan görünümü

 

Devamını oku...
 
- NEZAHAT GÖKYİĞİT BOTANİK BAHÇESİ Yazdır E-posta
Yazar   
Çarşamba, 19 Ağustos 2009 12:27

NEZAHAT GÖKYİĞİT BOTANİK BAHÇESİ

Proje Nasıl Doğdu?

TEMA VAKFI Yönetim Kurulu Başkanı A. Nihat Gökyiğit'in, yol yapımı sırasında bozulan çevreyi onarmak suretiyle, rahmetli eşi Nezahat Gökyiğit adına, zaman içerisinde botanik bahçesine dönüşecek bir hatıra parkı kurma arzusuyla başladı.

Kuruluş Protokolü1995 yılında, A. Nihat Gökyiğit ile Karayolları 17. Bölge Müdürlüğü arasında yapılan protokolle, Küçükbakkalköy'deki, 11 adaya yayılan Anadolu Otoyol Kavşağı, park için tahsis edildi. Tahsis süresi önce 5 yıl olarak düzenlendi; bu süre sonra 10 yıla, daha sonra da A. Nihat Gökyiğit Vakfı (ANG) adına tahsisi yapılarak 2025 yılına kadar uzatıldı.Prof. Dr. Adil Güner Bahçe'ye 2001 yılında önce bilimsel danışman sonra da müdür olarak atandı. Bayan Margareth Johnson'da 2002 yılında bahçe danışmanı olarak göreve başladı.Hatıra parkı bu üç kişinin (Ali Nihat Gökyiğit, Adil Güner ve Margareth Johnson) gayretleriyle bir botanik bahçesine dönüştürüldü.

Aldığı destek ve teşvik ile Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi faaliyetlerini, halktan artan bir azimle genişletmekte, yaymakta ve hedeflerne doğru ilerlemektedir. Botanik Bahçesi çalışmaları TEMA Vakfı şemsiyesi altında, ANG Vakfının finansmanı ve koordinatörlüğü ile yürütülmektedir.

İletişim Adres:
Ataşehir Atatürk Mahallesi,
Fatih Sultan Mehmet Caddesi,
TEM Otoyolu Anadolu Otoyol Kavşağı
PK:81120 İstanbul 

Telefon: +90 216 4564437 
E-Posta: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Detaylı bilgi için: www.ngbb.gen.tr

Bağbahçe Dergisi

 

Bağbahçe Dergisi

 

 

Çarşamba, 15 Şubat 2012 20:03 tarihinde güncellendi
 
- GÖBEKLİTEPE Yazdır E-posta

GÖBEKLİTEPE

Arkeolojik bir mevkii olarak ilk kez 1963 yılında, Türk ve Amerikan bilim adamlarının yaptığı bir yüzey araştırması sırasında tespit edilmiştir.  Bu çalışmayla ilgili sonuçlar, Peter Benedict tarafından 1980 yılında yayımlanmıştır.

Göbekli Tepe, Şanlıurfa İli’nin 15km kuzeydoğusunda, merkeze bağlı Örencik Köyü yakınlarındaki dağlık alan üzerinde yer almaktadır. Seçilen alan, diğer Neolitik Dönem yerleşim yerlerinde olduğu gibi su kenarı, vadi ya da ovada olmayıp, Harran Ovası’nı kuzeyde sınırlayan uzun bir yükselti silsilesi üzerinde, görüşe ve manzaraya hâkim bir konumda bulunmaktadır.300 m. çapında ve 15m. yüksekliğindeki Neolitik Dönem´in ilk evrelerine ait Göbekli Tepe’nin topografik özelliklerinden ve yer seçiminden dolayı, ilk fark edildiğinde şimdiki önemi anlaşılamamış olup, tepenin her yerinde rastlanan kireçtaşı blokları nedeniyle buranın bir mezarlık olduğu kanısına varılmıştır.


1995-2006 yılları arasında Şanlıurfa Müze Müdürlüğü başkanlığında, Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Harald Hauptmann ve daha sonra Dr. Klaus Schmidt ve ekibinin katılımıyla kesintisiz kazı çalışmaları gerçekleştirilmiştir. 2007 yılından itibaren Dr. Klaus Schmidt başkanlığında Bakanlar Kurulu Kararlı Kazı statüsüne geçmiştir.


Şimdiye kadar yapılan kazı çalışmaları sonucunda, Göbekli Tepe’de 4 tabaka açığa çıkartılmıştır. En üstteki I. Tabaka, tarım yapılan yüzey dolgusu olup, geriye kalan 3 tabaka ise Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem’e tarihlenmektedir. Göbekli Tepe’de stratigrafi en üstten alta doğru şu şekilde izlenmektedir.




Devamını oku...
 
- MEVLANA MÜZESİ-ŞEHİTLİK Yazdır E-posta

MEVLANA MÜZESİ

Bugün müze olarak kullanilmakta olan Mevlâna Dergâhi'nin yeri, Selçuklu Sarayi'nin Gül Bahçesi iken bahçe, Sultan Alâeddin Keykubad tarafindan Mevlâna'nin babasi Sultânü'l-Ulemâ Bâhaeddin Veled'e hediye edilmistir. Sultânü'l-Ulemâ 12 Ocak 1231 tarihinde vefat edince türbedeki bugünkü yerine defnedilmistir. Bu defin gül bahçesine yapilan ilk defindir.Sultânü'l-Ulemâ'nin ölümünden sonra kendisini sevenler Mevlâna'ya müracat ederek babasinin mezarinin üzerine bir türbe yaptirmak istediklerini söylemislerse de Mevlâna "Gök kubbeden daha iyi türbe mi olur" diyerek bu istegi reddetmistir. Ancak kendisi 17 Aralik 1273 yilinda vefat edince Mevlâna'nin oglu Sultan Veled Mevlâna'nin mezari üzerine türbe yaptirmak isteyenlerin isteklerini kabul etmistir. "Kubbe-i Hadra" (Yesil Kubbe) denilen türbe dört fil ayagi (kalin sütun) üzerine 130.000 Selçukî dirhemine Mimar Tebrizli Bedrettin'e yaptirilmistir. Mevlevî Dergâhi ve Türbe 1926 yilinda "Konya Âsâr-i Âtîka Müzesi" adi altinda müze olarak hizmete baslamistir.1954 yilinda ise müzenin teshir ve tanzimi yeniden gözden geçirilmis ve müzenin adi "Mevlâna Müzesi" olarak degistirilmistir. Müze alani bahçesi ile birlikte 6.500 m² iken, yeri istimlak edilerek Gül Bahçesi olarak düzenlenen bölümlerle birlikte 18.000 m²ye ulasmistir. Müzenin avlusuna "Dervîsân Kapisi" ndan girilir. Avlunun kuzey ve bati yönü boyunca dervis hücreleri yer almaktadir. Güney yönü, matbah ve Hürrem Pasa Türbesi'nden sonra, Üçler Mezarligi'na açilan Hâmûsân (Susmuslar) Kapisi ile son bulur. Avlunun dogusunda ise Sinan Pasa, Fatma Hatun ve Hasan Pasa türbeleri yaninda semahane ve mescit bölümleri ile Mevlâna ve aile fertlerinin mezarlarinin da içerisinde bulundugu ana bina yer alir. Avluya Yavuz Sultan Selim'in 1512 yilinda yaptirdigi üzeri kapali sadirvan ile "Seb-i Arûs" havuzu ve avlunun kuzey yönünde yer alan selsebil adi verilen çesme, ayri bir renk katmaktadir.

Mevlana Celaleddin Rumi                   Yeşil Kubbe

Mevlana Türbesi dıştan görünüm         Mevlana Türbesi içten görünüm

Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol !

KONYA B. BELEDİYESİ İSTİKLAL HARBİ ŞEHİTLİĞİ

Giriş Avlusu; Sekizgen Selçuklu kubbesinin altında oluşan avlu mermer, traverten ve özel alçı süsleme anatının ön plana çıktığı bir alan özelliğindedir. Alçı süsleme ve boyama işleri Özbek uzmanların titiz çalışmaları ile gerçekleştirilmiştir. Avluda bulunan 4 özel cam mozaik tabloda, Atatürk ve silah arkadaşları, Türk bayrağının doğuş kompozisyonunu, Kurtuluş Savaşı canlandırması ve Türkiye haritası bulunmaktadır. Şehit isimlerinin bulunduğu panoların bir bölümü giriş avlusunun duvarlarında bulunmaktadır

Şehitlik Avlusu; Şehitlerimizin isim ve kayıt bilgilerinin yazıldığı özel panoların bulunduğu avluda malzeme olarak ahşap ve taş işçiliği ön plana çıkmaktadır. El işçiliği oyma ahşap kolonların ve kaplamaların büyük bir bölümü Özbekistan'da yapılarak montajları Özbek ekiplerle gerçekleştirilmiştir. Bunun yanında Konya ile bütünleşen kündekari ahşap işçiliği asma tavanlarda özenle kullanılmıştır. Avlunun ortasında 42 metre yüksekliğinde 12 metreye 8 metre ölçülerinde Türk bayrağı bulunmaktadır. Avludan müzeye ve gaziler lokaline geçiş kapısının sağ ve sol bölümlerinde cam mozaik Türk bayrağı, panolar üzerinde İstiklal Marşı dizeleri ile Atatürk'ün Türk Gençliğine Hitabı bulunmaktadır.

Müze Bölümü; 460 metrekare kapalı alandan oluşan müze; Kurtuluş Savaşı ve savaş yıllarını anlatan özel maket ve figürlerden oluşmaktadır. Müze duvarları konularla bütünleşen yağlı boya tablolarla tamamen kaplıdır.

 
- KAPALI ÇARŞI - GRAND BAZAAR Yazdır E-posta

KAPALI ÇARŞI - GRAND BAZAAR





Nuruosmaniye , Mercan ve Beyazıt arasında yer alan Kapalıçarşı’mız 64 cadde ve sokağı , iki bedesteni , 16 hanı , 22 kapısı ve yaklaşık 3600 dükkanı ile dünyanın en eski ve en büyük alışveriş merkezidir. 45000 metrekare kapalı alana sahip olup, içinde yaklaşık 20000 kişi çalışmakta ve mevsimine göre günde 300 ile 500 Bin arasında ziyaretçi almaktadır.

Kapalıçarşı’nın çekirdeğini oluşturan iki bedestenden İç Bedesten , yani Cevahir Bedesteni müellifler arasında tartışmalı olmakla beraber büyük olasılıkla Bizans’tan kalma bir yapı olup 48 m x 36 m ölçülerindedir. Yeni Bedesten ise 1461 yılında yaptırılmaya başlanan Kapalıçarşı’nın ikinci önemli yapısıdır ve Sandal Bedesteni olarak anılmaktadır. Burada bir yolu pamuk , bir yolu ipekten dokunan ve Sandal adı verilen kumaş satıldığı için Sandal Bedesteni ismi verilmiştir. 

Devamını oku...
 
- ATATÜRK ARBORETUMU

İSTANBUL ORTASINDA GİZLİ BİR CENNET KÖŞESİ

İstanbul’un göbeğinde, keşfedenlerin kendilerini şanslı hissettiği cennetten bir bahçe var. Bahar aylarında, çok uzaklara gitmeden doğayla baş başa kalabilmek, gürültüden uzaklaşıp huzurlu bir gün geçirmek için biçilmiş kaftan burası. Burası neresi mi? Burası yaklaşık 2000 çeşit bitkiye ev sahipliği yapan Atatürk Arboretumu. Belgrad Ormanı’nın yanında bulunan bu canlı bitki müzesine “gizli cennet” demenin yanıltıcı olmayacağı küçük bir keşif sonrasında anlaşılabilir...



Sarıyer ilçesi sınırlarındaki bu gizli bahçe, ziyaretçiler için ormanlık alan içerisinde uzun yürüyüş parkurları sunuyor. Bu yeşil dünyada yürüyüş yapmak ve bitkiler hakkında bilgiler veren etiketleri okumak epey zaman alıyor. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’nin bilimsel inceleme ve gözlem alanı olan arboretum, 296 hektar büyüklükte ve dikkatle incelenmeyi bekleyen yüzlerce bitkiye sahip. İstenilirse uzmanlardan bitkiler hakkında bilgi alınabiliyor. Ayrıca içeride piknik yapmak yasak olduğundan, burası sakinliğini ve huzurunu hiç kaybetmiyor. Tek ses kaynakları bahçenin sakinleri kuş, ördek ve kazlar.

Devamını oku...