Şaika'nın Sitesine Hoşgeldiniz
- İSTANBUL FLORYA AKVARYUM Yazdır E-posta

Dünyanın tüm denizlerini içinde barındıran ‘İstanbul Akvaryum’ açıldı

Dünyanın tüm denizlerini içinde barındıran ve bu özelliğiyle alanında bir ilk olan İstanbul Akvaryum’un Başbakan Erdoğan ve Başkan Topbaş birlikte açtı.

Erdoğan, “İstanbul hareketliyse, çalışıyorsa, üretiyorsa, gelişiyorsa Türkiye'de de işler iyi gidiyor demektir” dedi.

İstanbul Akvaryum’un özellikleri

Florya'da yaklaşık 100 dönüm arazide yer alan kompleks, belediye tarafından projelendirildi. Hacmi ve barındırdığı canlı çeşidiyle gezi güzergahlarındaki aktiviteleriyle dünya çapındaki tüm akvaryumlar içerisinde önemli bir konuma sahip olan komplekste, gezi güzergahı Karadeniz'den, Pasifik'e uzanan toplam 16 bölge ve bir yağmur ormanından oluşuyor.

İki kattan oluşan toplam 22 bin metrekarelik akvaryumda, alanların temalandırılmasında o alanın kültürel, coğrafi, tarihsel ve mimari özellikleri, buna uygun dekoratif unsurlar, interaktif oyunlar, filmler ve alan hakkında detaylı bilgilerin verildiği görsel grafikler de yer alıyor. Her biri 6 bin 800 metreküp su hacmine sahip 64 tankın bulunduğu akvaryumdaki bin 500 çeşit toplam 15 bin deniz ve kara canlısı, doğal ortamlarına en yakın koşullarda yaşamlarını sürdürecek.

Devamını oku...
 
- GALATA KULESİ - GALATA TOWER Yazdır E-posta

Galata Kulesi’nin ne zaman yapıldığı hakkında kesin bir bilgi olmamakla birlikte, Kule’nin İsa’dan sonra 507 yılında imparator Iustinianos zamanında inşa edildiği idda edilmektedir. Aynı zamanda Cenevizliler tarafından İsa Kulesi, Bizanslılar tarafından Büyük Kule olarak anılan yapıya, günümüzdekine yakın şeklini, 1348 yılında Cenevizliler vermiştir. 1509 depreminde büyük zarar gören Kule, devrin ünlü Osmanlı mimarı Hayrettin tarafından onarılmıştır. Ayrıca; Kule, Kanuni Dönemi’nde Kasımpaşa Tersanesi’nde çalıştırılan mahkûm işçiler için hapishane olarak da kullanılmıştır.16 yy.ın sonlarında ise; müneccimbaşısı Takıyeddin Efendi, Kule’nin tepesine bir rasathane kurmuştur. Bir dönem bu şekilde kullanılan Galata Kulesi, 3. Murat tarafından kapatılır ve Kule tekrardan hapishaneye dönüştürülür.

4. Murat zamanında 1638 yılında; Hezarfen Ahmet Çelebi, kollarına kanat takarak, Galata Kulesi’nden Üsküdar’a o meşhur uçuşunu gerçekleştirir. 17 yy.a doğru mehterhane takımına ev sahipliği de yapan Kule; 1717den sonra artan İstanbul yangınlarıyla baş edebilmek için yangın gözetleme kulesi olarak da kullanılmıştır. Ama ne yazıktır ki Kule 1794 senesi kendisi de yanmaktan kurtulamamıştır.

Üçüncü Selim zamanında; Galata Kulesi onartıldıktan sonra, Kule’nin üst katına bir cumba eklenir.1831’de kule bir yangın daha geçirir. Bu sefer 2. Mahmut; Kule’nin üzerine iki kat daha çıkar ve külah biçiminde olan ünlü dam örtüsüyle Kule’nin tepesi kapatılır. O dönem onarımla alakalı olarak, Pertev Paşa’nın bir de yazıtı Kule’ye yerleştirilir. 1875 yılında kuvvetli bir fırtınadan sonra, Kule’nin tepesindeki külahımsı çatı uçar ve daha sonra 1960 yılında tekrardan onartılır. Günümüzde, Kule özel bir şirket tarafından sadece turistik amaçlı işletilmektedir. 7 katı asansörle, 2 katı da yürüyerek çıkıp, Kule’nin en üst katındaki restoranın içinden geçtikten sonra, Kule’yi çepeçevre saran balkona ulaşılır. Bu balkonun sunduğu İstanbul ve Boğaziçi zarafetine doyum olmuyor.

Boyutları: Günümüzde Galata Kulesi’nin yüksekliği 66,90 metre, dış çapı 16.45 metre, iç çapı ise 8.95 metredir. Duvar kalınlığı da  3.75 metre civarındadır.

 
- GÖBEKLİTEPE Yazdır E-posta

GÖBEKLİTEPE

Arkeolojik bir mevkii olarak ilk kez 1963 yılında, Türk ve Amerikan bilim adamlarının yaptığı bir yüzey araştırması sırasında tespit edilmiştir.  Bu çalışmayla ilgili sonuçlar, Peter Benedict tarafından 1980 yılında yayımlanmıştır.

Göbekli Tepe, Şanlıurfa İli’nin 15km kuzeydoğusunda, merkeze bağlı Örencik Köyü yakınlarındaki dağlık alan üzerinde yer almaktadır. Seçilen alan, diğer Neolitik Dönem yerleşim yerlerinde olduğu gibi su kenarı, vadi ya da ovada olmayıp, Harran Ovası’nı kuzeyde sınırlayan uzun bir yükselti silsilesi üzerinde, görüşe ve manzaraya hâkim bir konumda bulunmaktadır.300 m. çapında ve 15m. yüksekliğindeki Neolitik Dönem´in ilk evrelerine ait Göbekli Tepe’nin topografik özelliklerinden ve yer seçiminden dolayı, ilk fark edildiğinde şimdiki önemi anlaşılamamış olup, tepenin her yerinde rastlanan kireçtaşı blokları nedeniyle buranın bir mezarlık olduğu kanısına varılmıştır.


1995-2006 yılları arasında Şanlıurfa Müze Müdürlüğü başkanlığında, Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Harald Hauptmann ve daha sonra Dr. Klaus Schmidt ve ekibinin katılımıyla kesintisiz kazı çalışmaları gerçekleştirilmiştir. 2007 yılından itibaren Dr. Klaus Schmidt başkanlığında Bakanlar Kurulu Kararlı Kazı statüsüne geçmiştir.


Şimdiye kadar yapılan kazı çalışmaları sonucunda, Göbekli Tepe’de 4 tabaka açığa çıkartılmıştır. En üstteki I. Tabaka, tarım yapılan yüzey dolgusu olup, geriye kalan 3 tabaka ise Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem’e tarihlenmektedir. Göbekli Tepe’de stratigrafi en üstten alta doğru şu şekilde izlenmektedir.




Devamını oku...
 
- DÜNYANIN EN BÜYÜK MOZAİK MÜZESİ "ZEUGMA" AÇILDI Yazdır E-posta

Dünyanın en büyük mozaik müzesi konumunda bulunan Gaziantep Zeugma Müzesi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın katıldığı törenle açıldı.

 

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından 2008 yılının nisan ayında inşasına başlanan müze, toplam 50-55 milyon dolarlık yatırımla tamamlandı.

Müzede, Nizip ilçesinde Fırat Irmağı kıyısında yer alan Zeugma Antik Kenti'nden çıkarılarak, restorasyon ve konservasyonu tamamlanan yaklaşık bin 700 metrekarelik mozaik, ziyaretçilerin izlenimine sunuluyor. Cumhuriyet tarihinin en büyük müzesi olan Zeugma Mozaik Müzesi, dünyanın en büyük mozaik müzesi kabul edilen Tunus'taki Bardo Müzesi'nin bu unvanını da elinden aldı.

Toplam 30 bin metrekarelik kapalı alanda kurulan müzede, 3 kattan oluşan yaklaşık 7 bin 75 metrekarelik sergi salonları bulunuyor. Bodrum katta hamam mozaikleri ve M. S. 1. yüzyıla ait ünlü savaş tanrısı Mars heykeli, giriş katta Fırat kenarındaki villalarda bulunan mozaikler yer alıyor. Kazılarda çıkarılan Poseidon ve Euphrates ikiz villaları, mozaikler, duvar resimleri, çeşmeler, sütunlar ve duvarlar orijinal pozisyonlarında ve kazıda ele geçtiği boyutları ile yerlerine yerleştirilmiş durumda. İkinci katın birinci bölümünde "Çingene Kız" olarak adlandırılan ve simge haline dönüşen Mainad mozaiği için yapılan özel oda dikkat çekiyor. Labirent şeklinde dizayn edilen odanın duvarında, kaçakçılar tarafından büyük oranda tahrip edilen Mainad mozaiği yer alıyor. İkinci katta, Doğu Roma dönemi kilise mozaiklerinin yanı sıra M. S. 6. yüzyıla kadar devam eden mozaikler sergileniyor.

Müzenin birçok bölümünde eski eser kaçakçıları ve define avcılarının mozaiklere verdiği zararın boyutları da vurgulanıyor. "Dionysos'un Düğünü" mozaiğinde olduğu gibi çalınan bölümün fotoğrafları, eksik olan kısma yansıtılarak parçalarının bugüne kadar bulunmadığına dikkat çekiliyor.

 
- KAPALI ÇARŞI'DA BÜYÜK RESTORASYON! Yazdır E-posta

Osmanlı İmparatorluğu`nun en büyük ticaret merkezi olan Kapalıçarşı restorasyon ve bakıma gidiyor. 550 yıllık çarşının retorosyonu için 14 milyon 833 bin TL'lik bütçe ayrıldı.

 

Son olarak 1980 yılında küçük bir bakımdan geçen 550 yıllık tarihi Kapalıçarşı, yenilenerek, ilk günkü görüntüsüne kavuşacak. Toplam 14 milyon 833 bin TL proje bedeli ile 2011 sonuna kadar restore ve renove edilecek çarşının, 550 yıl öncesindeki orijinal görüntüsüne kavuşturulması planlanıyor. Proje kapsamında 14 milyon 833 bin TL`lik proje bedelinin yarısının İstanbul İl Özel İdaresi yarısının da Fatih Belediyesi tarafından karşılanacağını belirtildi. Çarşının restorasyonu ile ilgili 2009 yılından bu yana çalışmalar sürüyor. Projenin Anıtlar Kurulu tarafından onaylanmasının ardından çalışmalara başlanacak. Yenileme kapsamında çarşının tüm altyapısı değiştirilerek ısıtma ve aydınlatma ihtiyaçları giderilecek. Çarşı içerisinde bulunan hanlara zamanla yapılan eklentiler de temizlenerek, 1980 yılında değiştirilen kubbe yapısı da orijinal hale dönüştürülecek. Projenin tüm onay ve inşaat aşamasının 2011 sonuna kadar tamamlanması hedefleniyor.

 

 
- ATATÜRK ARBORETUMU

İSTANBUL ORTASINDA GİZLİ BİR CENNET KÖŞESİ

İstanbul’un göbeğinde, keşfedenlerin kendilerini şanslı hissettiği cennetten bir bahçe var. Bahar aylarında, çok uzaklara gitmeden doğayla baş başa kalabilmek, gürültüden uzaklaşıp huzurlu bir gün geçirmek için biçilmiş kaftan burası. Burası neresi mi? Burası yaklaşık 2000 çeşit bitkiye ev sahipliği yapan Atatürk Arboretumu. Belgrad Ormanı’nın yanında bulunan bu canlı bitki müzesine “gizli cennet” demenin yanıltıcı olmayacağı küçük bir keşif sonrasında anlaşılabilir...



Sarıyer ilçesi sınırlarındaki bu gizli bahçe, ziyaretçiler için ormanlık alan içerisinde uzun yürüyüş parkurları sunuyor. Bu yeşil dünyada yürüyüş yapmak ve bitkiler hakkında bilgiler veren etiketleri okumak epey zaman alıyor. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’nin bilimsel inceleme ve gözlem alanı olan arboretum, 296 hektar büyüklükte ve dikkatle incelenmeyi bekleyen yüzlerce bitkiye sahip. İstenilirse uzmanlardan bitkiler hakkında bilgi alınabiliyor. Ayrıca içeride piknik yapmak yasak olduğundan, burası sakinliğini ve huzurunu hiç kaybetmiyor. Tek ses kaynakları bahçenin sakinleri kuş, ördek ve kazlar.

Devamını oku...